Halil EL

Halil EL

Midyat’tan Saklı Cennet İdil’e Bir Rota Hikayesi

A+A-

Yolculuğumuza tarihin tozlu sayfalarından süzülüp gelen bir orta çağ kenti olan Midyat'tan başlıyoruz…

Midyat, adeta zamana meydan okuyan taş konuk evleri, gizemli labirent sokakları, büyüleyici manastırları, detaylarına hayran kalınası telkari müzesi ve canlı Süryani çarşısıyla bizleri karşılıyor… Burada, gün batımının kızıl rengine boyanmış sokakları geride bırakıp, cennetin yakınında saklı bir başka cennet olan İdil'e doğru yola çıkıyoruz…

İlk durağımız, Ezidiler için kutsal bir yer olan ve Bagok Dağları'na nazır Ezidi köyü olan mistik Mağara (Kiveh) köyü. Köy, dağ yamacına kurulu ve bin bir çeşit çiçekle süslenmiş yollarıyla adeta bir tablo güzelliğinde. Yolumuz üzerinde, bölgenin en kadim köylerinden biri olan Haberli Köyü'ne uğruyoruz. Köy, tarihi kiliseleri, sağlam taş yapıları ve üzüm diyarı olarak bilinen zengin tarım potansiyeli ile dikkat çekiyor. Burada, tarihi dokuya dokunmak, eski taş evler arasında yürümek, kendinizi başka bir zaman diliminde hissettiriyor… Gezimiz, Süryanilerin önemli bir merkezi olan Öğündük köyünde mola ile uzarken, sonrasında Basak köyüne doğru devam ediyor. Başak Köyü, Cehennem Deresine hakim eşsiz manzarasıyla, doğanın kucak açtığı bir seyir terası gibi. Tarihi kadim bir köy...

Kanyonlar, yeşilin her tonunun sergilendiği platolar, burada doğayla iç içe olmanın tadını çıkarıyoruz…

İdil'e vardığımızda, tarihi çarşısının canlı atmosferi, mahallelerin sıcaklığı ve kiliselerin mistik havası bizi karşılıyor. Doğusunda Cudi dağı tüm heybetiyle bizi selamlıyor. Sağ yanımızda tarih ve kültür deryası Cizre bize göz kırpıyor. Güzellikten adını alan İdil, Suriye sınırına yakınlığıyla bir mozaik gibi farklı kültürleri bir arada barındırıyor. İdil'de geçirdiğimiz gün otel lobisinde çalışanlarla hoş bir sohbete dalıyoruz…

Sohbette idil’in 64 köyü ve 2 beldesinin olduğunu, her birinin ayrı tarihi değerlere sahip olduğunu öğreniyoruz. Güzel idil’in zarif sabahında yöresel lezzetleri tadarak, merak ettiğimiz bu toprakların mertliği, asaleti başka bir gezi için söz vermemize neden oluyor.

Sonrasında doğa harikalarını keşfetmek için Dicle'nin kollarına doğru yola çıkıyoruz. İlk durağımız Yarbaşı Köyü oluyor. Burada, berrak sularında balıkçılarla karşılaşıyor, Cehennem Deresi'nin sakinliğinde doğanın tüm renklerini gözlemliyoruz. Tarihi Çukurlu köyüne vardığımızda ise bölgenin en önemli mağara yerleşimleri olan Cevara, Başrûk, Şapesnan, Xendûk’a Piçûk, Xendûk’a Mezin mağara eski yerleşim yerlerini keşfetme fırsatı buluyoruz.

Gezimizin sonuna doğru, Mardin’in gizli hazinesi Dargeçit'teki kuşbakışı manzaralar ve Müze kent Midyat'ın köylerinin güzellikleri bizleri çağırıyor. Bu topraklar, her köşesiyle bir hikaye anlatıyor, her taşı bir tarih fısıldıyor. Midyat, İdil, Cizre, Dargeçit ve çevresi, keşfedilmeyi bekleyen bir hazine gibi, bir sonraki ziyaretimizi, keşfimizi sabırsızlıkla bekliyor.

Bu yazı toplam 62 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar