Mehmet Emin Çiçek

Mehmet Emin Çiçek

Ezidilik’te yeniden doğuş ritüeli: Aralık ayı orucu

A+A-

Aralık, takvimlerin en kısa günlerini ve en uzun gecelerini taşır. Doğanın durulduğu, rüzgârın sertleştiği bu ay, Ezidiler için derin bir anlam taşır: Karanlığın ortasında ışığın yeniden doğuşudur. Bu oruç, yılın en kutsal ve farz orucudur. Üç gün, üç gece boyunca su dâhil hiçbir şey tüketilmeyen bu oruç Rojîya Êzî olarak adlandırılır; özü ise tek bir ifadeye sığar: Yeniden doğuş.

Ne Zaman Tutulur?

Ezidî takvimine göre Aralık ayının:

•​13’ünü 14’üne bağlayan gece,

•​14’ünü 15’ine bağlayan gece,

•​15’ini 16’sına bağlayan gece

Êzî orucunun günleridir.

2025 yılında bu tarihler, 16 Aralık Salı akşamından 19 Aralık Cuma sabahına kadar sürmektedir.

Ayrıca Aralık ayında, tüm halkın tuttuğu bu üç günlük farz oruçtan önce, din görevlilerinin (Şeyhler, Pirler, Faqirler) ve dileyen halkın tuttuğu altı günlük bir oruç dönemi bulunmaktadır. Bu takvimi benimle paylaşan Şêx Revas’ın aktardığı bilgiler şöyledir:

•​Aralık 2, 3 ve 4: Şêx Şems orucu tutulur.

5 Aralık Cuma: Cejna Şêx Şems (Şêx Şems Bayramı) kutlanır.

•​Aralık 9, 10 ve 11:  Rojiya Xwudayî orucu tutulur.

12 Aralık Cuma: İda Xwudane Bayramı kutlanır.

•​Aralık 16, 17 ve 18: Êzî orucu tüm Ezidîler tarafından tutulur.  

19 Aralık Cuma: Êzî Bayramı toplumsal dayanışma içinde kutlanır.

Oruç Nasıl Tutulur?

Bu oruç, tüm Ezidiler için farz kabul edilir.

•​Gün doğumundan gün batımına kadar yemek yenmez; su dahi içilmez.

•​Sigara, tütün, parfüm, kötü söz ve dedikodu yasaktır.

•​Mavi renk giyilmez; Melek Tavus’un rengi olduğu için bu günlerde tabu sayılır.

•​Her Ezidî evi, bu günlerde Laleş’in dinginliğini yansıtan sessiz bir mekâna dönüşür.

Gündüzleri dua edilir, qewller dinlenir ve Laleş’in ruhaniyeti düşünülür. Çocuklar, yaşlılar ve hastalar oruçtan muaftır; onların niyet etmesi yeterlidir.

Gün batarken gökyüzü kızıl bir renge döndüğünde oruç açılır. İftar sade olur:

•​Bir tas sımat (kavrulmuş buğday çorbası),

•​Bir parça ekmek ile kuru üzüm veya incir,

•​Bir bardak su, ilk yudumda “Şükür ya Êzî” denir.

Sofrada her zaman bir tabak fazla bulunur; kapı çalarsa gelen misafir içindir. Bu, Ezidî topluluğunun dayanışma kültürünün güçlü bir yansımasıdır.

Laleş’te Üç Gün

Bu üç gün boyunca Laleş Vadisi nefes alıp veren bir canlıdır.

Şengal’den, Kafkasya’dan, Avrupa’dan, Amerika’dan ve dünyanın dört bir yanından gelen Ezidiler, Baba Şêx’in rehberliğinde bir araya gelir.

Şêx Adî Türbesi’nin avlusunda yüzlerce kişi sessizce oturur; yalnızca qewllerin ezgileri duyulur. Gece boyunca mumlar ve kandiller yanar. Kutsal su kaynakları başında dualar fısıldanır.

Üçüncü günün sabahında güneş yükselirken herkes Şêx Adî’nin türbesine yüz sürer. Ardından büyük bir sükûnetle Êzî Bayramı başlar. Kurbanlar kesilir ve her zamanki gibi ortak sofrada paylaşılır.

Neden Tam da En Karanlık Zamanda?

Ezidî inancında kış gündönümü, Melek Tavus’un dünyaya yeniden nur indirdiği andır.

Güneş karanlığın en fazla olduğu anda doğar; işte o an, Êzî’nin doğuşudur.

Üç gün susmak, üç gün aç kalmak, üç gün karanlığa bakmak…

Ezidilerin kadim mesajı budur:

“En derin karanlıkta bile ışık vardır. O ışık insanın içindedir.”

Aralık Orucu yalnızca bir gelenek değildir. O, Ezidilerin tarih boyunca karşılaştığı zulme, soykırıma ve unutulma girişimlerine karşı sessiz ama güçlü bir duruşudur:

“Biz hâlâ buradayız. Êzî’nin nuru sönmedi.”

Kışın en soğuk günlerinde bir Ezidî’nin dudaklarından dökülen şu söz her şeyi özetler:

“Üç gün susarız ki, sonsuza dek konuşabilelim.”

Pîroz be

Êzî’nin ışığı üzerinize olsun.

Önceki ve Sonraki Yazılar