• BIST 98.106
  • Altın 230,590
  • Dolar 5,8229
  • Euro 6,7464
  • Mardin : 31 °C
  • Batman : 30 °C
  • Diyarbakır : 27 °C
  • İstanbul : 20 °C
  • Ankara : 21 °C
  • Şırnak : 25 °C

Küreselleşme efsunu

06.10.2018 09:49
Küreselleşme efsunu
ABD Başkanı Trump‘ın geçen hafta Birleşmiş Milletler(BM)’de “biz küreselleşme doktrinini reddediyoruz...

ABD Başkanı Trump‘ın geçen hafta Birleşmiş Milletler(BM)’de “biz küreselleşme doktrinini reddediyoruz, yurtseverlik doktrinini benimsiyoruz” demesiyle küreselleşme kavramı üzerinden dünya nereye gidiyor sorusuna ilgi artmaya başladı.

Aslında Soğuk Savaş’ın blok bağımlılığına dayalı, iki kutuplu dünyası dağıldıktan hemen sonra bu soruyu sorarak ve hep cevabını arayarak geçen neredeyse 30 yıl boyunca konuyu birçok açıdan daima ele almıştık.

İki bloklu siyasal sistemin çözülmesinden sonra dünya, eskinin yerine yeni bir sistem inşa edemedi. Eskinin kurumlarıyla, eskinin alışkanlıklarıyla ve eskinin sadece tazelenen egemenlik çabalarıyla ve esasta değil ama yöntemlerde farlılıklarla, giderek artan ve bir türlü çözülemeyen adaletsizliklerle sistemsizlik girdabına girdi. Sovyetler dağıldıktan hemen sonra dünya, ABD kaynaklı bir dizi yeni ideolojik bombardımanla karşı karşıya kaldı.

Tarihin sonunun geldiğini ve bu yüzden de kimsenin yeni tarih yazmaya kalkmayıp, mevcut şartlara boyun eğmesi gerektiğini, bundan sonra medeniyetler çatışmasının esas olacağını, yeni güç mücadelesinin satranç tahtasına benzetilen Avrasya’da cereyan edeceğini ileri sürenlerle hem hal olan yeni dünya düzeni retoriği, küreselleşme kavramıyla da süslü bir biçim kazandı.

Küreselleşme kavramını dünyanın diline dolayanların ortak çabası; hiçbir zaman uluslararası hukukun, adalet temeline dayanan demokrasi ve insan haklarının küresel düzeyde eşitlik temelinde, ayrımsız ve sahici bir biçimde arayışı ve inşası adına olmadı.

ABD menşeli küreselleşme kavramıyla efsunlaştırıcı bir refleksle dünyaya söylenen şey; dünyanın küçüldüğü, fırsatların her tarafa yayıldığı, esas olanın bu fırsatlardan yararlanmasını bilmek olduğu söylemiydi. Buna göre küreselleşme eliyle; fakirlik azalacak, refah tüm küreye yayılacak, sınırların önemi kalmayacak, ulus devletler aşılacak ve dünya bütünleşerek, mesafeler küçülerek küresel bir köy haline gelecek.

Küreselleşmeye yüklenen bu anlamların gerçekliğinin olmadığı bugün çok daha iyi anlaşıyor. Aslında ilk zamanlardan bugüne küreselleşme adına söylenenlerin güzel birer temenniler olduğu, sahada gerçekliğin ve uluslararası sistemin devlet eksenli mekanizmasının değişmediği çok açık ortadaydı. Yine de küreselleşme hayalini yayanlar, bununla toplumları efsunlamaya çabaladılar. Sonuçta egemenlik kurmaya dayalı ne savaşlar eksildi, ne fakir ile zengin arasındaki uçurum kapandı, ne sınırlar etkisizleşti, ne de bütünleşme başarılabildi. Küreselleşme kimine nimet, kimine de külfet yükleyerek, geçmişten günümüze eksilmeyen sömürü düzeninin maskesi olarak kullanıldı.

Sermayenin küresel düzeyde serbest dolaşımı, ucuz işgücüne yöneldi. Emeğin serbest dolaşımını sabitleyerek, sermaye akışkanlığı öne çıktı. Özellikle mali sermaye bu akışkanlığını, küreselleşmenin teknolojik boyutundan elde ettiği imkanlarla uygulamaya başladı. Diğer yandan üretim biçiminde değişimin yani esnek üretim tarzının öne çıkmasının bir yansıması olarak, küresel düzeyde üretim sermayesi ucuz işgücünün ayağına gitti. Özelikle Çin bu durumdan kendi hedefleriyle yoğurarak çok iyi yararlandı ve neredeyse dünyanın fabrikası durumuna geldi.

Bu durum ABD- Çin rekabetinde küreselleşme zaviyesinde olanların beklentilerinin tersine sonuçlar üretti. ABD açısından işsizlik oranlarını artmasına, üretim alanlarının sönümlenmesine yol açtı. Şimdi Trump eliyle söylenen aslında küreselleşmenin bütünüyle ideolojik reddiyesinden öte sonuçlarından yola çıkararak; küreselleşmenin rehabilitasyonu, ABD egemenliğinin aşınma sürecinin durdurulabilmesi, ABD’nin domine ettiği küresel sistemin tüm araçlarının ve giderek etkisizleşen küresel kurumların ABD çıkarlarına ve egemenliğine göre yeniden düzenlemesi anlamına geliyor.

Yoksa ABD’nin meşhur diplomatı, siyasetçisi, fikir insanı stratejisti Henry Kissinger’in küreselleşme için dediği “Amerikan hegemonyasının diğer adıdır” gerçeğinden değişen bir şeyin olmadığı açıktır. Diğer bir gerçek de bu hegemonya artık aşınma ve aşılma sürecine girmiştir. Telaş da bundandır…

Kaynak: Akşam - Prof. Dr. Yaşar Hacısalihoğlu

Bu haber toplam 786 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2011 - 2018 Sizin Medya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0542 250 01 91 / SizinMedya.Com / Midyat / Mardin | Haber Yazılımı: CM Bilişim