• BIST 97.717
  • Altın 143,765
  • Dolar 3,5683
  • Euro 3,9936
  • Mardin : 11 °C
  • Batman : 13 °C
  • Diyarbakır : 12 °C
  • İstanbul : 17 °C
  • Ankara : 10 °C
  • Şırnak : 13 °C

FETÖ'nün Darbe Girişimini Değerlendirdi

05.09.2016 10:05
FETÖ'nün Darbe Girişimini Değerlendirdi
Özgür Eğitim-Sen Basın Yayın Genel Sekreteri, hemşerimiz Mehmet Yıldız, FETÖ'nün 15 Temmuz darbe girişiminden bu yana geçen süreci değerlendirdi.

Özgür Eğitim-Sen Basın Yayın Genel Sekreteri, hemşerimiz Eğitimci-Yazar Mehmet Yıldız, 15 Temmuz'da FETÖ tarafından gerçekleştirilen hain darbe girişiminden bu yana geçen süreci İnternet Haber Portalı www.SizinMedya.com’a değerlendirdi.

Konuyla ilgili Yıldız’ın, Haber Müdürümüz Mehmet Halis İş’e yaptığı değerlendirmenin tam metni şöyle:

O AKŞAM, KIZIMIN KINA MERASİMİ VARDI

15 Temmuz darbe teşebbüsü hepimizde bir şok etkisi yaptı. Darbe akşamı benim kızımın kına merasimi vardı. Değişik yerlerden misafirlerimiz gelmişti. Yatsı namazından sonra eve dönerken saat 22.30 sıralarında bir uçağın üzerimizden alçak uçuşla geçtiğine şahit olduk. İlk tepki olarak ‘bu saatte bu herif nasıl böyle alçaktan uçuyor’ dedim. Yanımdaki misafir, ‘Niye hemen öyle sert tepki veriyorsun, askeri işlere ne karışıyorsun, vardır bir bildikleri’ dedi. Kesinlikle bu normal bir şey değil ve bu saatte bu uçak şehrin üzerinden bu uçuşu yapamaz diye devam ettim. Eve gider gitmez televizyonu açtık. Tüm televizyon kanalları İstanbul’da Boğaziçi Köprüsü’nden '15 Temmuz Şehitler Köprüsü' canlı yayın yapıyorlardı. İlk intiba bir terör saldırısı ihtimali üzerine tedbir alındığı konuşuluyordu. Daha sonra Başbakan Sayın Binali Yıldırım’ın ‘bir kalkışma olduğu ve bunun en sert bir şekilde cezalandırılacağı’ değerlendirmesiyle, darbe seçeneğini tartışmaya başladık. Sonraki süreçte sayın Cumhurbaşkanının halkı meydanlara çağırmasıyla durum net olarak ortaya çıkmış oldu.

DARBE GİRİŞİMİNİN OLACAĞINI KESTİRMEDİK

Türkiye’nin bir darbe geleneği zaten var. Bu yüzden ne zaman memlekette işler çığırından çıksa şahsen bir darbe bekliyorum. Son zamanlarda iktidar ve muhalefetin karşılıklı çok sert tartışmaları, diğer tarafların gittikçe keskin davranışları ve söylemlerde bulunmaları ve artan terör olayları işlerin bir kaosa doğru sürüklendiğini gösteriyordu. Ancak şu zamanda bir darbe girişiminin olacağını vatandaş olarak kestirmemiz kolay değildi.

HAZİNEYİ DOLDURACAKSINIZ VE SONRA DARBECİLER GELECEK

Tabi işaretleri vardı. Şahsen ben birkaç ay önce görüştüğüm bir çok siyasetçiye iktidarın bütçeyi ve refah payını halka dağıtmakta çok cimri davrandığını söyleyip ‘Yoksa siz bu hazineyi doldurup, bir darbenin olmasını mı bekliyorsunuz? Siz hazineyi dolduracaksınız ve sonra darbeciler gelecek, har vurup harman savuracak. Bunu mu bekliyorsunuz?’ dedim. 7 Haziran seçimlerinden sonra Mardin Milletvekili Sayın Orhan Miroğlu’na ve diğer tanıdığım birkaç siyasetçiye de söyledim. 

ÇÖZÜM SÜRECİ VE TERÖRLE MÜCADELE STRATEJİSİ YANLIŞTI

Ankara’da, Özgür Eğitim-Sen yönetim kurulu olarak her hafta Cuma günleri rutin olarak toplantı yapıyoruz. Gündemdeki meseleleri konuşuyoruz. En son yaz tatiline girmeden Mayıs-Haziran aylarındaki bir toplantıda açıkça bu gidişin iyi bir gidiş olmadığını söyledim. Hükümetin çözüm süreci ve terörle mücadele stratejisinin yanlış olduğunu, bu işin bir darbeye doğru gittiğini söyledim. Arkadaşlar şaşırdılar, ‘Ne alakası var, niye bu kadar kızgınsın? Bu konuyu biraz aç bakalım’ dediler. Bir kere böyle bir terörle mücadele olmaz. Birileri şehir merkezlerini mayınla dolduracak ve sen devlet olarak müdahale etmeyeceksin, sonra da şehrin bir kesiminde aylarca sokağa çıkma yasağı ilan edilecek, bu işte bir terslik var. İkincisi, vatandaş bir çok yerde bunu açıkça şikayet ettiği halde, ihbar ettiği halde güvenlik güçleri müdahale etmiyorsa ve mesela Midyat’taki bomba gibi patlatılıyorsa bu işin içinde başka bir iş var demektir. 

TÜRKİYE’NİN SURİYE POLİTİKASI, RUSYA VE İRAN İLE İLİŞKİLER

Hükümetin Suriye politikasının yanlışlığına rağmen ‘ezınge mı’ deyip yanlış politikasında ısrar etmesi de doğru değildi. Rusya ve İran ile neredeyse savaşacak duruma gelinmesi doğru değildi. Şimdi bakın Türkiye 6 sene bir şey düşündü, daha doğrusu öngörüde bulundu. Beşar Esed’in baskıcı bir siyaset sonucunda 5-6 ayda gidileceği zannedildi. Bütün politikalarını bunun üzerine kurdu. Altı ay sonra gitmedi, bir yıl oldu, iki yıl, 3-5 beş yıl ve nihayet 6 yıl oldu, hala gitmedi. Rusya yardım etti, İran yardım etti. Amerika ikili oynadı. Ama sonuçta gitmedi. Sen ne yapacaksın? Bir yıl, bilemedin ikinci yılın sonunda B planını uygulayacaksın, olmadı C planına geçeceksin. Suriye meselesini Rusya ve İran ile konuşmadan çözebilir misin? Hayır. O zaman oraya gideceksin. Gerekirse yüz seksen derece dönüp yeni baştan bir sayfa açacaksın. Bunlar ne zamana kadar yapılmadı? Darbe girişimine kadar. Şimdi anlaşıldı ki bölgemizdeki Çukur siyasetinin de, komşularla ilişkilerin bozulması da aslında darbeye hazırlık safhalarıymış. Ne demek lazım, günaydın. Sen 5 sene önce İran’a gidip, Rusya’ya gidip, gelin arkadaş bu sorunu kendi aramızda konuşalım deseydiniz bu kadar ABD’nin oyunlarına gelmezdiniz.

BU İKTİDAR VE ÖNCEKİLERDE HER ZAMAN ONLARIN DEDİKLERİ GEÇERLİYDİ

Midyat’ta yaklaşık 20 sene görev yaptım. Midyat ve Mardin’de çeşitli STK’larda görev aldım. Bu süre içerisinde ‘bu iktidar da dahil’ her zaman bu cemaatin dedikleri geçerliydi. Biz, düşünün Milli Gençlik Vakfı’nın (MGV), şunun bunun kurucusuyduk, sendika başkanıydık, ama her nedense ne valilere, ne kaymakamlara, nede emniyet müdürlerine ulaşamıyorduk. Ulaştığımız her defasında da ne hikmetse takışıyorduk. Bunu Ankara’da da hiç ama hiç kimseye anlatamıyorduk. Biz fişleniyorduk. Söylediklerimiz aleyhimize delil olarak kullanılıyordu. 

İKTİDARIN KOALİSYON ORTAĞI GİBİYDİLER 

Maalesef endişelerim var. Çevremizden duyduklarımıza bakılırsa sapla saman, elma ile armut bilerek yada bilmeyerek birbirine karıştırılıyor. Benim tahminim bunlar (FETÖ) iktidarın bir koalisyon ortağı gibiydiler. Ama kim bunları ekledi, kattı? Katanlara sormak lazım. İkincisi, bir süre sonra bunlar tüm Bakanlıkların üst düzey bürokratlarına kadar sızdılar. Peki bunları atayan Bakanların, siyasetçilerin hiç mi sorumluluğu yok? Bunlardan hesap soranda yok, hesap verende yok. Bir ‘pardon, özür dilerim’ ile geçiştirmeye çalışıyorlar. 

SORULAR ÇALINIRKEN KİMDİ BAŞKAN? 

Sohbete katıldı diye, yada şu kadar kitap bulundurdu diye açığa alınanlar, tutuklananlar var. 2012 yılına kadar bunların sohbetine, gezisine, katılmayan mı vardı? Benim, senin gibi üç beş kişi dışında. Sen genel müdürlere dokunmayacaksın, daire başkanlarına dokunmayacaksın sadece gariban memura dokunursan bu işin sulandırılmasıdır. Bu sorular çalınırken kimdi başkan alacaksın. Bu kadrolar kimin bakanlığı zamanında olduysa alacaksın. Alabiliyor musun? Yok. Biz yıllarca bunlarla mücadele ederken, milletvekili başvurularında bizim gibiler değil de Hakan Şükür gibi FETÖ’cü isimleri kim bu listelere aldırdıysa hesap vermeleri lazım.

SODES PROJELERİ FETÖ’NÜN KURUMLARINA VERİLİYORDU

Mesela bütün SODES projeleri tüm itirazlarımıza rağmen sadece FETÖ’nün kurumlarına adeta abone gibi veriliyordu. Şimdi bunun sorumlusu kim, dönemin valisi mi veya vali yardımcıları mı? Peki onlara hesap soruluyor mu? Bilmiyorum. Ama bunlardan hesap sorulacağına o zaman proje komisyonunda görevli öğretmenlere dokunuluyorsa bu iz kaybettirmektir. Orada ki öğretmen mi karar veriyordu, yoksa vali veya vali muavini mi? Bunu bilmeyen var mı?

ASKERİ LİSELERİN KAPATILMASI BİR DEVRİMDİR

Askeriyeye bu kadar sızmış olabileceklerini kimse hesap edemedi. Biz de orduyu laik ve Kemalist bilirdik. Meğer FETÖ’cü olmuşta haberimiz yokmuş. Ama bu vesileyle şunu belirtmek isterim; bu kadar FETÖ’cünün orduya sızmasının sebebi de yine Laikçilerle Kemalistlerdir. Sen namazı yasaklarsan, başörtüsünü yasaklarsan ve önemli kriter olarak alkol ve dansı kabul edersen işte böyle bir ikiyüzlü yapı ortaya çıkar. İkincisi Kemalistler ve laikçiler sanki hiç darbe yapmamışlar gibi atıp tutuyorlar. Ordunun bunların hegemonyasından da kurtarılması lazım. Hükümetin bu meyanda aldığı tüm kararları çok isabetli ve geç kalmış adımlar olarak görüyorum. Askeri Liselerin kapatılması bir devrimdir. Askeri hastanelerin Salık Bakanlığına bağlanması bir devrimdir. Kuvvet komutanlıklarının Milli Savunma Bakanlığına bağlanması bir devrimdir. ‘Yok emir komuta zayıflıyormuş bilmem ne…’ tüm bunlar hikaye. Saltanatları zayıflıyor o kadar.

BOMBALI ARAÇLARIN PATLATILMASI DARBEYE HAZIRLIK

Midyat’taki hemşerilerim de her yer gibi darbe girişimine tepkisini koymuştur. Ancak darbe öncesi aylarda meydana gelen olaylar, bombalı aracın şehir içinde patlatılması gibi olayları da darbeye hazırlık olarak görmekteyim. Prensip olarak şuna inanıyorum; devletin uçan kuştan haberi vardır ve olmalıdır da. Buna rağmen ‘haberim yoktu’ deyip olayları engelleyemiyorlarsa, en iyimser tabirle görevlerini ihmal ediyorlar. Bu durumda sorumlular hukuk önde hesap vermelidir. Yoksa asıl sorumlulara dokunmayıp gariban memura güçleri yetiyorsa o zamanda bir mağdurlar topluluğu oluşturulacak demektir. 

Bu haber toplam 8051 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
Mehmet DEMIR
Perşembe, 15 Aralık 2016
23:04
mesela kime dokunulsun?
93.89.225.254
mehmet
Salı, 06 Eylül 2016
06:15
Mehmet hocama katılıyorum.ust duzeyburokrat ve siyasilerden hiç kimseye dokunulmuyor.Neden acaba
85.99.153.229
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2011 Sizin Medya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0542 250 01 91 / SizinMedya.Com | Haber Yazılımı: CM Bilişim