• BIST 105.840
  • Altın 160,342
  • Dolar 3,8842
  • Euro 4,5831
  • Mardin : 13 °C
  • Batman : 8 °C
  • Diyarbakır : 6 °C
  • İstanbul : 12 °C
  • Ankara : 9 °C
  • Şırnak : 8 °C

Algılar, gerçekler ve millet iradesi

29.08.2017 14:21
Algılar, gerçekler ve millet iradesi
Devletlerarası güç mücadelesinde özellikle toplumsal yansımalarıyla iletişim...

Devletlerarası güç mücadelesinde özellikle toplumsal yansımalarıyla iletişim, etkinlik ve egemenlik kurabilmenin en önemli yöntemi ve tekniği olarak öne çıkıyor. Bu yönüyle iletişim stratejik nitelik kazanıyor, yeni araçları ve yöntemleriyle yeni dönemin devletler arası güç mücadelesinde halklar üzerinde yeni stratejik hesapların yöntemine dönüşüyor.

Stratejik iletişimde algılar ve onların tasarımı özel bir yer ediniyor. Algılar gerçeğin önüne geçsin isteniyor ve bunun için; ”neyin doğru olduğu değil halkın neye inandırıldığı önemlidir” fikri esas alınıyor. Devletler arası güç mücadelesinde haklı olanın değil, güçlü olanın haklılığına itibar yükleniyor. Algılar buna göre tasarlanıyor. Güçlünün işine gelenin doğru olduğu kabul ettirilmeye çalışılıyor. ”Eğer insanları ikna edemiyorsan kafalarını karıştır” diyen zihniyet, çağın en ileri iletişim tekniklerini sahaya sürüyor. Halklar üzerinde hesap yapanlar, ya kör iyimserliliği yaygınlaştırarak gerçeklerle mesafeyi açıyor ya da özgüven kaybına yol açarak, geleceği karartıyor.

Sözde demokrasi ve insan hakları, eli namlulu insanların barutlarıyla ihraç ediliyor. Yeni Irak’lar yeni Afganistan’lar, yeni Suriye’ler aranıyor. Kadim, köklü medeniyetler özünden koparılmaya, ayrışmanın, çekişmenin boyunduruğunda küresel baronların av sahasına dönüştürülmeye çalışılıyor. Milli olan, yerli olan her şey hedef alınıyor, kendi değerlerine, inanç ve kültür zenginliğine yabancılaştırma çabası; modernleşmenin kılıfıyla yozlaşmanın zeminini hazırlıyor.

Tarih şuuru yok sayılıyor, yeni nesiller tarihin özgüven potansiyelinden kopartılıyor, geleceklerine algılarla yön verilmeye çalışılıyor. “Ayartma ve cezbetme " potansiyelleri sahaya sürülüyor ve böylece küresel efendilere “gönüllü itaatkarlığın” temelleri atılıyor. Ülkelerin halklarını hedef alan bu yöntemler bilhassa genç nesillere uygulanıyor. Üretmeden tüketmenin asli unsurları yapılmaya çalışılıyor, mutluluğu tüketimde aratarak, mutluluk da tükendiğinde bunalımlar kaçınılmaz hale getiriliyor. Genç nesilleri benlik krizlerine, değersizlik bunalımlarına ve özgüven kaybına uğratarak, geleceğin puslanmasına zemin hazırlanıyor.

Algılarla yön vererek, ithal tehdit algılarıyla gelecekte yol belirlemeye çalışanlar, tehditleri ihraç edenlerin hükümranlık alanlarına girmekten kendilerini kurtaramıyor. Demokrasi kavramı, küresel çıkar hesabı yapanların, çıkarları uğruna gücünü kullanarak halkları köleleştirmeye çalışanların elinde oyuncağa dönüşüyor. Halkların hak arayışları, millet iradeleri yok sayılıyor, hak ve adalet arayışının peşinde olanlar, kendi değerlerine sahip çıkmak isteyenler, yerel kuklalar eliyle bastırılmaya çalışılıyor. Millet iradesine darbeler indirerek, aldatıcı bir demokrasi maskesi yeniden yapılandırılmaya çalışılıyor. Küresel baronların sözde demokrasi ihracı, millet iradesine hükmetmenin maskeli balosuna dönüşüyor. Demokrasi anlam kaybına uğruyor, içi boşalıyor, halklardan uzak tutuluyor.

Oysa demokrasi ithal ürün değildir. Tarih boyu başkaları refaha ve mutluluğa erişsinler diye demokrasisini samimiyetle ihraç eden görülmemiştir. Demokrasi, millet iradesinin tecellisidir ve onu yaşatacak, koruyup kollayacak da yine o milletin iradesidir. Demokrasi herkesin kendi çıkarlarına göre tarife muhtaç bir kavram değildir. Demokrasi adalettir, adalet sağlıyorsa kıymetlidir ve demokrasi çoğulculuğu koruyorsa demokrasidir. Demokrasi; azınlığı çoğunluğa karşı korumasız bırakmıyorsa demokrasidir.

Demokrasi; mazlumu muktedire ezdirmiyorsa demokrasidir. Demokrasi; hak ve adaleti halk dışı hiçbir güce teslim etmiyorsa demokrasidir. Demokrasi; sevgiyi, hoşgörüyü, kin ve nefrete kurban etmiyorsa demokrasidir. Demokrasi; millet iradesini her şeye rağmen koruyabiliyorsa demokrasidir. Ve demokrasi; tüm bunlara kayıtsızsa ne demokrasidir ne adalettir. İkiyüzlülüktür, sahteliktir. Geleceğin çok daha güçlü Türkiye’si için tüm bu risk ve tehlikelerden uzak durmak esas olmalıdır. Terör örgütlerini Türkiye’nin üzerine salanlar, FETÖ maşalarıyla ülkeyi çökertmeyi hedefleyenler için tüm bu yol ve yöntemlerin her daim devrede olacağı unutulmamalıdır. 2019’a giden süreçte bu ülkenin geleceğine göz koyanların boş durmayacağı, her türlü yol ve yöntemin sahaya sürebileceğini hesap etmek ve buna göre davranmak bizler için vazgeçilmez görev olduğu da unutulmamalıdır.

Kaynak: Yaşar HACISALİHOĞLU / Akşam

Bu haber toplam 174 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2011 Sizin Medya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0542 250 01 91 / SizinMedya.Com | Haber Yazılımı: CM Bilişim